İki hafta bir kariyer kararını çözemez. Doğru kullanıldığında soruyu değiştirebilir. Gizem tıp okumak isteyip istemediğini anlamak için Cambridge'e gitti ve kesin bir cevap almadan döndü. Aşağıdaki, kendi anlatımı.
On altı yaşındaydı, son sınıf sınavlarından bir yıl önceydi. Çevresindekiler tıp fikrinden heyecan duyuyordu ve bu heyecanın ne kadarının kendisine geçtiğini ayırt edemiyordu. Immerse Education'ın Cambridge'deki Medicine programına 19 Temmuz, 1 Ağustos 2026 tarihleri arasında katıldı. Dersler bir kolejde, konaklama yürüme mesafesindeki başka bir kolejdeydi.
Ayrıntılar tazeyken neler olduğunu yazmasını istedim. Aşağıdaki metin yalnızca uzunluk için hafifçe düzenlendi.
Öncesi
Cambridge'e gitme fikri nereden çıktı? Kimden duydun, neden bu programı seçtin?
Spesifik olarak Cambridge'e gitmek gibi bir düşüncem yoktu. Sosyal medya platformlarında hep İngiltere yaz okulu programlarının videoları, reklamları karşıma çıkıyordu. Ben de eskiden beri yurt dışına gitmeyi isteyen biriydim ve bu programlar sayesinde hem arkadaş edinmek hem de eğitim alma düşüncesi çok ilgimi çekmişti. Ailemle paylaştığımda babam bu konulara hâkim kişilerden destek almak için çevresine soruşturdu ve Burcu Hanım'la tanıştık.
Bu programı seçme nedenimse tıp okumayı düşünmemdi. Doktor olmak beni gerçekten mutlu eder mi ya da bana uygun mu anlamak için kariyer eğitimine katıldım.
Programa katılmadan önce nasıl hissediyordun? Heyecanlı mı, tedirgin mi, ikisi de mi?
Programa katılmadan bir hafta öncesine kadar aslında çok bir heyecan yoktu ama tarih yaklaştıkça hem stresli hem heyecanlıydım.
En çok neye şaşırdın? Hangi beklentin gerçekle uyuşmadı?
Bize program öncesinde birçok mail gönderiliyor ve bunların içinde iki haftanın gün gün planlamasının saatleriyle iletildiği bir program da var. Ben bütün bu programa birebir uyulacağını sanıyordum ancak bize gönderilenle uygulanan program farklıydı. Bu nedenle bazı günler derse hazırlık yaparken tamamen tahminsel hareket ediyordum.
Ailen ne düşünüyordu? İlk tepkileri, endişeleri, destekleri nasıldı?
Annem hiç sorun etmemişti ve beni desteklemişti. Babamın program konusunda zıt düşünceleri olmasa da beni tek başıma, bambaşka bir ülkeye iki hafta göndermek istemiyordu içten içe. Ama önüme taş koymadı ve o iki hafta bir şekilde geçti.
Sırasında
Cambridge'e ilk vardığında ne hissettin? Havalimanından okula gidiş, ilk gece, ilk sabah.
Uçaktan inene kadar hiçbir şey gerçek gibi gelmiyordu. Beni karşılamaya gelen mentörle karşılaşınca heyecandan gideceğim yönü bile karıştırmıştım ve bana ne dediğini anlayamamıştım bile. Sonra beni diğer gelenlerle buluşturdu ve Moğol bir kızla tanıştım. Hem Cambridge'e giden ekip hem de Oxford'a giden ekip birlikte havaalanında servisi bekledik. Çok uzun süre beklediğimiz için, yaklaşık üç dört saat, heyecanım biraz sönmüştü açıkçası.
Cambridge'e giden dört kişiydik. Vardığımızda bütün etkinlikler bitmişti ve herkes common room'da dünya kupası finalini izliyordu. Ben giriş işlemleri bitince odama gittim. Akşam iki kız kapımı çaldı, Türklermiş, tanıştık. Sabah bizi karşılamaya geleceklerini söylemişlerdi ama ben okulda yolumu kaybedip kaçırdım ve tek başıma Google Maps kullanarak gitmek zorunda kaldım.
Bir günün nasıl geçiyordu? Sabah kaçta kalkıyordun, dersler nasıldı, boş vakitlerde ne yapıyordunuz?
Sabah genelde 07.40'ta kalkıyordum, arkadaşlarımla buluşup okula doğru yürüyorduk. Yol üstünde hep gittiğimiz bir kafe vardı, oradan kahve alıp okulun kahvaltısına gidiyorduk. Açıkçası kahvaltıyı beğenmiyordum, bizim kahvaltı kültürümüzün yanında tatmin etmiyordu tabii ki.
Günde üç kere yoklama alınıyordu bahçede ve sonrasında herkes dersine gidiyordu. Akademik eğitim alanların dersi daha erken bitiyordu. Öğle aralarında ve ders sonrası boş saatlerde ismimizi yönetici odasına yazdıktan sonra istediğimiz gibi gezmekte serbesttik. Ben de arkadaşlarımla sokakları gezip restoranları deniyordum. Her akşam derslerden sonra mentörlerimizle çeşitli aktiviteler yapıyorduk: yarışmalar, oyunlar, spor.
Unutamayacağın bir an var mı? Bir ders, bir gezi, bir konuşma, bir arkadaş.
Bir gün Galatasaray forması giyerek gitmiştim. O gün birçok kişi "Oo Galatasaray" diyerek benimle konuşmuştu. Bu kadar çok tanınmasını beklemiyordum. Hatta Bulgar bir çocukla Fenerbahçe mi Galatasaray mı tartışması yapmıştık.
Tıp hakkında öğrendiğin, seni en çok etkileyen şey ne oldu?
Dersimize Cambridge Üniversitesi'nde araştırma yapan bir hoca gelmişti ve bize müzik terapisi hakkında bilgiler vermişti. Uzuvlarını kullanamayan kişiler müzik sayesinde iyileşiyordu. Hatta bize kendi hastalarının videolarını izletmişti. O beni çok şaşırtmıştı. Tıp sadece ameliyatlardan, ilaçlardan ibaret değilmiş.
Beni en çok etkileyen CSI Forensics dersi olmuştu. Hukuk programındaki arkadaşlarımızla beraber almıştık ve üç grup olup bir davayı çözerken yarışmıştık. DNA testi, kan grubu testi gibi testler yaptık. Aynı zamanda quiz soruları çözdük. Orada stres altında o tüpleri enjekte etmek çok eğlenceliydi ve takımda bu konuda en çok bana güvenilmesi baya gurur verici olmuştu. İkinci olmuştuk.
Hangi ülkelerden arkadaşların oldu? Onlarla hâlâ iletişimde misin?
İspanya, Hollanda, Amerika, Meksika, Brezilya, Polonya, Fransa, Fas gibi ülkelerden arkadaşlarım oldu. Ama en yakın arkadaş olduğum bir Fransız kız, bir Polonyalı kız ve tanıştığım iki Türk kızdan oluşan bir grubumuz vardı ve hâlâ arada birbirimize mesaj atıyoruz.
Zorlandığın bir şey var mıydı? Yemekler, dil, ev özlemi, akademik yoğunluk?
En zorlandığım şey iletişimdi sanırım. Bu sadece İngilizce seviyesiyle alakalı bir şey değil çünkü. Türkiye'de bile hemen herkesle kaynaşabilen biri değilim ve üzerine İngilizce konuşmak eklenince bu beni zorlamıştı. Karşımdaki kişi de ilgiyle beni dinlerken heyecanlanıp konuşamıyordum. İlk iki gün çok duygusaldım o yüzden ama zamanla bir şekilde aşılıyor.
Cambridge
Cambridge şehri nasıldı? Beklediğin gibi mi çıktı?
Cambridge çok sakin ve güzel bir şehir. Gelmeden önce daha kalabalık, koşuşturmalı bir şehir bekliyordum ama aksine herkes rahat ve kendi hâlinde takılıyordu. Zaten çoğu kişi bizim gibi farklı ülkelerden yaz programlarına gelen kişilerdi.
Programın dışında gezme fırsatın oldu mu? Punting, kolejler, müzeler, Londra?
Dersler haricinde ilk gün bize şehir turu yapıldı, yürüyüş yaptık. Hafta sonu punting yaptık. Cambridge içinde bizi zaten bol bol serbest dolaşmamıza izin verdikleri için kendimiz geziyorduk. Londra'ya gittik. Big Ben, London Eye, Covent Garden gibi yerleri gezdik.
İngiliz kültüründe seni en çok etkileyen şey neydi? Türkiye ile karşılaştırınca en büyük fark neydi?
Çok dakik ve kuralcı olmaları beni etkilemişti.
En büyük fark yemeklerimiz sanırım. Çok çeşitli bir mutfakları olduğunu düşünmüyorum ve orada baya bizim yemeklerimizi özlemiştim.
Sonrası
Bu deneyim seni nasıl değiştirdi? Tıp okumak hâlâ hayalinde mi, yoksa yeni fikirler mi doğdu?
Bu program sayesinde tıp hakkında daha çok bilgiye sahip oldum ve çok kapsamlı olduğunu öğrendim. Açıkçası doktor olmak istiyorum evet ama hâlâ da net değilim, zaman gösterecek.
Programa gelmeden önce gerçekten tıp istiyor muyum yoksa sadece çevremin heveslendirmesi mi, doktor olursam mutlu olacak mıyım, yıllarca okumama değer mi diye çok düşünüyordum. Bu programın geneli aslında doktorluğun gerçekten güzel olduğunu gösterdi.
Beni belirli bir alana yönlendiren şey Royal College of Surgeons ziyaretimiz oldu: orada tanıştığımız cerrahların bize anlattıkları ve oradaki sanal müze.
Bir sonraki adımın ne? Ne yapmayı düşünüyorsun, geleceğe dair planların değişti mi?
Bundan sonra derslerime daha sık çalışmayı ve kendimi daha da geliştirmeyi planlıyorum. Sadece okulla sınırlı kalmayıp başka yerlerde de eğitim almak, programlara katılmak istiyorum.
Benzer bir programa katılmayı düşünen arkadaşlara ne söylerdin?
Katılmayı düşünüyorsanız ama bir yandan da içten içe kararsızsanız o düşünceyi bastırın ve katılın. Bir daha bu yaşlarınızda olamayacaksınız ve belki de böyle bir fırsat ayağınıza gelmeyecek, o yüzden tereddüt etmeyin. Yalnız kalmaktan, arkadaş edinememekten de korkmayın. Oraya giden kişiler de sizin gibi düşünüyor ve illaki biriyle yakın oluyorsunuz.
Uyarı olarak söylemek bile garip geliyor ama başvurduğunuz kursu bilin. Academic Insight mı Career Insight mı seçeceğinizi araştırın ve ona göre başvurun.
Gitmeden önceki halin ile şimdiki halin arasında en büyük fark nedir sence?
Gitmeden önce kendi başıma gezmekten, yemek yemekten, kahve içmekten utanırdım. Tek başıma vakit geçiremezmişim gibi gelirdi. Ama oraya gittiğimde kendimle vakit geçirmeyi de öğrendim ve kendime olan güvenim arttı. Sorunlarımı kendi başıma çözmeyi öğrendim.
İlk günkü çekingenliğim, tutukluğum son günlerde açıkça gitmişti. Fikirlerimi daha korkusuzca ifade edebilmeye başlamıştım ve uygulamalarda da kendimi ortaya koyabilmiştim.
Bu vaka üzerine bir not. Gizem hâlâ emin olmadan döndü ve iyi seçilmiş iki haftadan beklediğim sonuç bu. Bir yaz programı, gerçekte yıllar süren bir kararı çözemez. Yapabileceği şey belirsizliğin kalitesini yükseltmek: artık düşündüğü alanın büyüklüğünü anlıyor ve üç hafta önce onun için var olmayan belirli bir uzmanlık dikkatini çekiyor.
Anlatımındaki iki şeyi bu yolu düşünen herkese tekrarlamakta fayda var. Hangi programa başvurduğunuzu tam olarak bilin, çünkü kurumlar akademik içerik ve kariyer keşfi programlarını birbirine çok yakın isimlerle yürütüyor ve yanlışını seçmek sorunuza cevap vermeyen iki haftalık yetkin bir eğitim demek. Bir de yayımlanan takvimi sözleşme değil, plan olarak görün.
Bir şey daha var, onu en sona, neredeyse geçerken söyledi. En zor kısım akademik de değildi, dil de. Yeni tanıştığı insanlar tarafından, ikinci bir dilde, dikkatle dinlenmekti. İlk kez tek başına yola çıkan her öğrenci için ilk kırk sekiz saat genellikle en zor kısım ve odadaki hemen herkes aynı şeyin bir versiyonunu yaşıyor.
Aldığım yaz programı sorularının çoğu destinasyonla başlıyor: Oxford, Cambridge, bir şehir, bir isim. İşe yarar bir şey üretenler ise öğrencinin gerçekte ne öğrenmeye çalıştığıyla başlıyor.