Perspektifler Danışmanlık üzerine

Bir Danışman
Herkese Göre Olabilir mi?

12 dk okuma
,

Piyasada bir sürü telefon markası var. Sizce herkes iPhone sahibi olmalı mı? Hayır. Kimi bütçesine göre, kimi telefondan beklentisine göre, kimi dayanıklılığına göre, kimi de sadece markası için farklı bir telefon seçiyor. Hiçbiri yanlış karar vermiş olmuyor. Danışman seçmek de böyle bir şey.

Dünyada bu mesleği yapan binlerce kişi ve kurum var. Doğru soru "en iyi danışman kim" değil. Doğru soru şu: benim durumuma, beklentime ve bütçeme uyan danışmanlık hangisi.

Bu, üzerinde bir danışman olarak bile en çok düşündüğüm konulardan biri. Bir danışman herkese göre olamaz. Bir danışman herkese danışmanlık da vermemeli.

Önce kendinizi analiz edin, sonra araştırın

Çoğu kişi sırayı tersten kuruyor. Önce danışman arıyor, sonra ne istediğini danışmanla birlikte keşfetmeye çalışıyor. Bu, hem sizin vaktinizi hem karşı tarafın vaktini harcıyor, ve çoğu zaman beklentinize uymayan bir teklifle sonuçlanıyor.

Araştırmaya başlamadan önce şu soruları cevaplayın. Yazılı cevaplayın, zihninizde değil.

Neredesiniz

Ne istiyorsunuz

Sürecin neresinde durmak istiyorsunuz

Kapsam ve bütçe

Sonra araştırın

İlk olarak çevrenize sorun. Yakın çevrenizde aynı deneyimi yaşamış ve memnun kalmış biri var mı? Bu, en güvenilir sinyallerden biri, çünkü sonucu görmüş biri konuşuyor.

Sosyal medya, arama motorları ve yapay zekâ da araştırma seçeneklerinden olabilir. Hepsi birer başlangıç noktası, hiçbiri tek başına karar değil.

Araştırmadan çıkan isimlere mail atın. Ama tek satırlık bir mail atmayın. Yukarıdaki soruların cevaplarını içeren, durumunuzu tam olarak ifade eden bir mail yazın. Gelen cevapları ve dönüş biçimlerini böyle karşılaştırabilirsiniz.

Aynı maili alan iki danışmanın verdiği iki farklı cevap, size ikisi hakkında da çok şey anlatır.

Bütçe belirleyin

Ücretsiz danışmanlık aramak yerine bir bütçe belirlemenizi öneririm.

Bunu söylerken kastettiğim şey yalnızca fiyat değil. Bu işin bir uzmanlık olduğunu, verilen emeğin ve zamanın bir karşılığı bulunduğunu kabul etmek. Bütçenizi belirlediğinizde onu çok aşan danışmanlıkları baştan eleyebilirsiniz. Bu da hem sizin hem karşı tarafın zamanını korur.

Ama kararı en ucuza göre vermeyin. Bütçe önemli, tek kriter değil.

Fiyat neden bu kadar değişiyor

Danışmanlık ücretleri ücretsiz hizmetlerden çok yüksek rakamlara kadar uzanıyor. ABD'de Ivy League odaklı butik danışmanlıklarda yıllık paketler, başka yerlerdeki tipik danışmanlık bedellerinin kat kat üzerinde olabiliyor.

Bu fark, danışmanın ne kadar iyi olduğundan çok uzmanlık alanıyla ilgili. Ivy League gibi bir hedefiniz yoksa o danışmanlık sizin için gereğinden fazla kapsamlı kalıyor. Danışman ne kadar iyi olursa olsun, ihtiyacınıza uymayan bir hizmete çok fazla ödeme yapmış olursunuz.

Bu yüzden teklif alırken beklentinizi olabildiğince açık söyleyin. Ne kadar net anlatırsanız, o kadar size uygun bir yaklaşımla teklif alırsınız.

Ücreti, süreyi ve yoğunluğu belirleyen şey şu ayrıntılar: amacınız yerleşmek mi yoksa planlamak mı, burs istiyor musunuz, ne okuyacağınıza karar verdiniz mi, yoksa planınız kesin ve yalnızca başvuru desteği mi gerekiyor.

Her danışman her danışanı kabul etmek zorunda mı?

Hayır. Siz her danışmanla çalışmak zorunda değilsiniz, bir danışman da her danışanı kabul etmek zorunda değil.

Bunun birkaç sebebi olabilir. İhtiyacınız o danışmanın uzmanlık alanına girmiyordur. Beklentileriniz örtüşmüyordur. Ya da o dönemdeki iş yükü yeni bir danışan almaya elvermiyordur. Bunların hiçbiri sizinle ilgili kişisel bir değerlendirme olmak zorunda değil. Konu, iki tarafın uyumuyla ilgili.

Bütçe de bu uyumun bir parçası.

Bir danışmanın ücreti bütçenizi aşıyorsa bu, o danışmanın ücretini düşürmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Bir danışman fiyatını belirlerken ayırdığı zamanı, emeğini ve hizmetin kapsamını hesaba katıyor. Aynı hizmeti daha düşük bir ücretle sürdürülebilir şekilde sunabiliyor olsaydı, fiyatını en baştan o seviyede belirlerdi.

Sürekli indirim yapmak, aynı hizmeti standart ücretle alan diğer danışanlara karşı da adil olmayabilir.

Burada danışanlara bir soru sormak istiyorum. Bir danışmandan indirim istemeden önce, bütçenize uyan başka bir danışman bulma seçeneğini neden değerlendirmiyorsunuz?

Uygun fiyatlı seçenekler var. Bu, birinin daha iyi, diğerinin daha kötü olduğu anlamına gelmiyor. Farklı kapsamlara ve farklı bütçelere hitap ettikleri anlamına geliyor.

Ama özellikle bir danışmanı istiyorsanız, bunun sebebini de düşünün. Muhtemelen diğerlerinde görmediğiniz bir şey gördünüz. İşte o fark, o fiyatı belirleyen şeyin kendisi.

Bu iki yönlü çalışıyor. Örneğin, Ivy League başvurularına odaklanmış kapsamlı bir danışmanlık paketi için yüksek beş haneli bir rakam isteniyor olabilir. Sizin ihtiyacınız o düzeyde değilse o ücreti ödememelisiniz, daha sınırlı kapsamlı bir hizmet arayın. Ama tam da o uzmanlığa ihtiyacınız varsa, aynı hizmeti çok daha düşük bir rakama sunmasını beklemek de gerçekçi değil. Fiyat yalnızca başvuruyu değil, arkasındaki uzmanlığı ve size ayrılan zamanı da yansıtıyor.

İki şeyi ayırmak gerekiyor. Bütçenize uymayan bir hizmeti almak zorunda değilsiniz. Ama tercih ettiğiniz hizmetin fiyatını bütçenize uydurmak da zorunda değilsiniz.

Sağlıklı bir danışmanlık ilişkisi, iki tarafın birbirini seçmesiyle başlıyor.

Benim için asıl değer

Her danışmanın farklı bir iş modeli olabilir. Kimi sürekli yeni danışan kazanarak büyümeyi seçer, kimi mevcut danışanlarıyla uzun vadeli ilişki kurmayı. Birinin diğerinden mutlak olarak doğru olduğunu düşünmüyorum.

Ama kendi anlayışımdan bakınca, sıfırdan gelen bir danışan kadar mevcut bir danışanımın tavsiyesiyle gelen biri de değerli. Çünkü insan sevdiklerine memnun kaldığı kişiyi önerir. Bu, bir hizmeti beğenmekten fazlası. Bir güven göstergesi.

Bir danışanımla yıllar boyunca farklı hedefleri birlikte planlayabilmek de benim için çok değerli. Bu, danışmanlığın tek seferlik bir işlem olmadığını ve iki tarafın da bu iş birliğinden memnun kaldığını gösteriyor.

Sürekli yeni danışan almak da bir model ve gelir getirir. Ama yalnızca buna dayanan büyüme, sürekli yeni insanlara ulaşmayı ve bunun için reklama yatırım yapmayı gerektiriyor.

Mevcut danışanların güvenini kazanmak ise emek, zaman ve istikrar istiyor. Verdiğiniz sözü tutmanız, beklentiyi doğru yönetmeniz ve gerçekten değer katmanız gerekiyor. Sadakat kendiliğinden oluşmuyor.

Mesele bu ikisini birbirinin alternatifi görmek değil, aralarında dengeyi kurmak.

"Zamanında dönüş" ne demek, ne demek değil

Bu başlığa özellikle duruyorum, çünkü danışmanlık ilişkilerinde en çok yanlış kurulan beklenti bu.

Zamanında dönüş şu demek değil: mesaj yazdıktan beş dakika sonra cevap, attığınız her mesaja dönüş, her aradığınızda ulaşılabilirlik. Her danışmanın sizden başka danışanları da var. Böyle bir beklenti sürdürülebilir değil, ve sürdürülebilir olmayan bir beklenti üzerine kurulan ilişki ikinci ayda bozulur.

Zamanında dönüş şu demek: başvurularınızın takvime uygun yönetilmesi, ve mesajlarınızın makul bir süre içinde cevaplanması. Benim yaklaşımımda, acil olmayan mesajlar için beş günü aşmayan bir dönüş makul bir sınır.

Bir örnek. Başvuru şubatta yapılıyor, sonuç nisanda açıklanacak. Acil bir durum ya da önemli bir soru yoksa danışmanınız sizi iki ay aramayabilir. Bu normaldir. Sizi yalnızca gerektikçe haberdar etmesi normal bir süreçtir. Güncelleme yokken sizi arayıp rapor verecek bir danışman fikrinden uzaklaşın.

Ama bu, sorularınızı yöneltemeyeceğiniz anlamına gelmiyor. Sorunuz varsa her zaman sorabilirsiniz. Fark, soranın siz olması ile hiçbir gelişme yokken her gün rapor beklemeniz arasında.

Ödemeden önce kapsamı ve sınırları sorun

Herhangi bir ücret ödemeden önce danışmanınıza koşulları, danışmanlığın içeriğini ve sınırlarını mutlaka sorun.

Bir ücret ödemeniz sınırsız başvuru hakkınız olduğu anlamına gelmez. Her danışmanın kendi sınırları olacak. Kaç başvuru yapılacak? Hangi ülkeler ve programlar dahil? Hangi işler hizmetin dışında kalıyor?

Bunları baştan öğrenirseniz fazladan bir beklentiye girmemiş olursunuz, ve bu, aranızda sonradan yaşanacak bir probleme dönüşmez. Farkında olarak başlamak iletişimi güçlendirir.

Nasıl bir danışman

Size yalnızca duymak istediklerinizi söyleyen değil, gerektiğinde hedeflerinizin önündeki engelleri de gösteren bir danışman, gerçeklikle ilerlemek ve sizi doğru yönlendirmek konusunda daha başarılı olur.

"Her şeyi yaparız, ederiz" diyen danışmandan uzak durun.

Ama sırf duymak istemediklerinizi söylüyor diye bir danışmandan uzaklaşmayın. Bu ikisi aynı şey değil.

Gitmek istediğiniz noktaya doğrudan ulaşmak mümkün değilse, size alternatif yollar öneren ve yol uzasa dahi hedefe götürmeye çalışan danışmana artı puan vermenizi öneririm.

Bir örnek: hedef ile basamak arasındaki fark

Bu yaz İrlanda'da yüksek lisans yapmak isteyen bir danışanım yeterli İngilizce puanını alamadı.

İrlanda'da dil eğitimi rotası şu dönemde riskli, ve bunu iki ayrı kaynak farklı açılardan gösteriyor.

Adalet Bakanlığı'nın bir parlamento sorusuna verdiği cevaba göre öğrenci vizesi ret oranı 2023'te yüzde yirmi iki, 2024'te yüzde yirmi beş, 2025'te yüzde otuz dokuz seviyesindeydi. 2026'nın ilk beş ayında 5.097 başvurudan 3.273'ü reddedildi, yani yüzde altmış dört. Doksan günden uzun kalışlarda oran yüzde altmış sekiz. Bu rakamlar tüm öğrenci vizelerini kapsıyor, çünkü Bakanlık kurs türüne göre ayrı veri tutmuyor. Rakamlar ilk aşamada verilen kararları gösteriyor. Ret kararına itiraz hakkı ise vize türüne ve ilgili kurallara göre değişiyor.

Sektörün kendi temsil kuruluşu English Education Ireland ise aynı eğilimi doğrudan dil eğitimi başvurularına atfediyor. Kuruluşa göre dil başvurularında olağan ret oranı yüzde yirmi ile yirmi beş arasındayken geçen yıl yüzde otuz dokuza, bu yılın ilk aylarında yüzde altmış dörde çıktı. Aynı kuruluş ortalama program süresinin 2024'te 6,4 haftadan 2025'te 4,9 haftaya indiğini, toplam öğrenci haftasının yüzde on sekiz azaldığını söylüyor. Bunlar kuruluşun kendi sektörü için verdiği rakamlar, Bakanlığın dil okullarına ait istatistikleri değil.

Yani resmî veri tüm öğrenci vizelerindeki daralmayı gösteriyor, sektör ise bu daralmanın dil tarafında yaşandığını söylüyor.

Bu yüzden dil eğitimini yurt dışında almak istiyorsa başka ülkeleri değerlendirmesini önerdim. İngiltere ve Dubai seçenekler arasındaydı.

Dubai dediğimde itiraz etti. "Nereye gitsem herkes Dubai diyor, bu ülkeyi neden öneriyorsunuz?" dedi.

Ben de önyargıyla bakmak yerine kendi koşullarını düşünmesini istedim.

Asıl hedef İrlanda'da yüksek lisans. Dil puanı yeterli değil. Türkiye'de kalıp dilini geliştirmek zaten bir seçenek, bunu masadan kaldırmıyoruz. Ama yurt dışı istiyorsa:

İngiltere'de dil eğitimi alabilir. Fakat kısa süreli öğrenim vizesinde çalışmak yasak. Ücretli ya da ücretsiz iş, staj ve iş yerleştirmesi, eğitimin parçası olsa bile. Konaklama ve eğitim maliyeti de yüksek. Yüksek lisans öncesinde bu, bütçeye yük bindirir.

Dubai'de ise öğrenciler için yasal bir çalışma izni yolu var. On beş yaşından itibaren veriliyor, üst yaş sınırı yok, üç aylık ve ücreti sembolik. Ama koşulları var: başvuruyu işveren yapıyor, ve yabancı öğrencinin geçerli bir ikamet vizesi olması gerekiyor. Ziyaret vizesiyle gidip çalışmayı planlayan biri bu yoldan yararlanamaz.

Bütçesini dikkate aldığımda Dubai, bir hedef olarak değil ama hedefe çıkan bir basamak olarak en iyi seçeneklerden biriydi.

Böyle anlatıldığında mantıklı geldi. Altı aylık Dubai dil eğitiminden sonra aldığımız kabulle İrlanda'ya geçiş yapabildi, çünkü akademik vizeler İrlanda'da iyi durumda.

Buradan çıkan şey şu: danışmanınız size bir yol önerdiğinde bunu kabul etmek zorunda değilsiniz. Ama önce bir dinleyin. Neden bunu önerdiğini sorun. Diğer alternatifleri öğrenin. Ve son kararın size ait olduğunun sorumluluğunu da alın.

Bir danışman öyle söyledi diye öyle yapmak zorunda değilsiniz.

Karar verdikten sonra

Bir danışmana karar verdikten sonra onu sürekli başka vakalarla kıyaslamayın.

"Arkadaşım için şöyle yapıldı." "Şu kurum böyle dedi." "Bir yapay zekâ böyle söylüyor." Bu söylemlerden uzak durun.

Onun yerine öğrendiklerinizi kendi koşullarınız içinde değerlendirin, ve bunlardan çıkan soruları yöneltin. Fark şurada: birinci yaklaşım danışmanınızı savunmaya geçiriyor, ikincisi süreci ilerletiyor.

Her profil aynı değil

Bir danışanım Schengen vizesi için randevu bekliyordu. "Biz hâlâ bekliyoruz ama bir arkadaşım almış" dedi.

Sordum: arkadaşınız nereden almış? Çekya'dan. Ama sizin için Fransa'nın açılmasını bekliyoruz.

Başka bir seferinde aynı konuşma şöyle gitti: Fransa'dan almış. Hangi şehirde yaşıyor? İzmir'de. Siz Ankara'dasınız.

Aynı ülke, aynı vize türü, farklı koşullar. Başvuru yeri, kişinin profili ve başvurunun yapıldığı dönemdeki koşullar sonucu etkiliyor. Kıyaslama, çoğu zaman karşılaştırılamayan iki şeyi karşılaştırıyor ve sizi yalnızca huzursuz ediyor.

Kapanış

Doğru danışman, en pahalı ya da en ucuz olan değil. Sizi gerçekten dinlediğini ve anladığını düşündüğünüz, size gerçekliği gösteren, sınırlarını baştan söyleyen ve sorularınızı zamanında yöneten danışmandır.

Bunu bulmanın yolu da şu sırayla ilerliyor: önce kendinizi analiz edin, sonra araştırın, sonra konuşun.

Son karar her zaman sizin.

BD

Burcu Dedeoglu

Stratejik Eğitim & Mobilite Danışmanı

15 yılı aşkın süredir dört kıtada ailelere, öğrencilere ve profesyonellere uluslararası eğitim kararlarında danışmanlık yapıyor. Dünyanın her yerinden danışanlarla çalışıyor.

Değerlendirmeye hazır değil misiniz? Zamanlama Rehberi ile başlayın.

İlgili yazıEğitim danışmanı ne yapar, ne yapmaz →